www.E-imamlar.com Hizmetidir…
MBSTS sınavı için Hazırladığımız Kısa Kısa
HADİS Notları..
Hadis Türleri
ve Taksimatı İle İlgili Istılahlar
- I- KABUL VEYA RED
AÇISINDAN:
- A- MAKBUL
HADİS: Kendisiyle amel edilmesini gerektiren hadislerdir. ("Ma`mulun bih", "me`huzun bih"
de denir.)
- B- MERDUD
HADİS: Râvîsinin doğruluğu kabul
edilmeyen ve kendisiyle amel etmek gerekmeyen hadistir.Hükmüyle
amel edilip edilmemesi konusunda karar verilemeyen ("tevakkuf
edilen") hadisler de merdud gibidirler.
- II- RÂVÎ SAYISI (VEYA
DERECE-İ ŞUYU`) AÇISINDAN:
- II-A- MÜTEVATİR
HADİS: (1) Yalan üzerinde birleşmeleri âdeten
mümkün olmayan râvîler topluluğunun ("cemm-i ğafir"), her
nesilde, kendileri gibi bir topluluktan alıp naklettiği, (2) işitme veya
görmeye ("mahsûsat") dayanan
hadistir. Kesin bilgi ifade eder, amel vaciptir, reddi küfrü
gerektirir, tetkik ve tenkid dışıdır.
- II-A-1- Lafzen Mütevatir:
Bütün rivayetlerinde lafızları aynı olan hadistir ki "yok denecek
kadar" azdır. "Men kezebe aleyye..." misalidir. Kayıt konmadan "mütevatir hadis" denince "lafzen mütevatir" anlaşılır.
- II-A-2- Ma`nen Mütevatir: Aralarında ortak bir nokta bulunan
değişik lafızlı hükümlerin, tevatür şartlarını taşıyan râvîlerce rivayet edilmesiyle ortaya çıkan
"ortak manaya" denir. Mesela, 100 kadar değişik lafızlı
hadisten çıkan bir mütevatir mana Resûlullah Aleyhissalatü ves`selâm`ın "ellerini kaldırarak dua ettiğidir."
- II-B- ÂHAD
HADİS: Mütevatir hadis şartlarını
taşımayan hadistir. (Mütevatir derecesine
ulaşamamış hadistir.) (Kelime anlamı öyle olsa da, sadece bir kişinin
rivayet ettiği hadis DEMEK DEĞİLDİR.) Hadislerin hemen hepsi bu anlamda âhaddır.
- II-C- MEŞHÛR HADİS:1-
Başlangıçta âhad iken Tabiin ve Etbaut-tabiîn devrinde tevatür derecesine ulaşan
hadistir.2- Tevatür şartlarını taşımayan topluluğun naklettiği ve her
nesilde râvîsi "ikiden aşağı olmayan"
hadistir. (İbni Hacer
"ikiden fazla olan" demiştir.)
- II-C-1- Sened
tetkiki sonuçlarına göre meşhur: - Sahih Meşhur, - Hasen Meşhur, - Zayıf Meşhur.
- II-C-2- Şöhret buldukları yere göre meşhur: - Hadisçiler
nezdinde; - Hadisçiler, Ulema ve Halk nezdinde; - Fakîhler nezdinde; -
Usûlcüler nezdinde; - Halk nezdinde meşhur. III- SENEDİN MÜNTEHASI
(HADİSİN SÖYLEYENİ) AÇISINDAN:
- III-A- KUDSî HADİS: Ayet olmamak
kaydıyla, Resûlullah`ın:
"Allah Teâla şöyle buyurmuştur:"
diyerek, Allah`a nisbet
ve izafe ettiği hadistir. "İlâhî" ve "Rabbânî"
hadis de denir. Konuları genelde Allah`ın sıfatlarıdır.
- III-B- MERFU`
HADİS: Söz, fiil, takrîr; fıtrî veya
ahlâkî vasıf olarak -muttasıl veya munkatı`
olsun- açıkça (sarâhaten) veya dolaylı bir şekilde (hükmen) Resûlullah`a izafe edilen hadistir. İttifakla huccet sayılmıştır, bağlayıcıdır.
- III-B-1- Sarâhaten Merfû`:
İçinde açıkça Resûlullah`a ait bir söz, fiil,
takrir veya vasıftan söz edilen hadistir.
- Kavlî hadis rivayet lafızları: "Resulullah şöyle buyurdu", "şunları haber
verdi", "şöyle buyururken işittim", "şöyle
buyurduğu rivayet edilmiştir";
- Fiilî hadis rivayet lafızları: "şöyle yaptığını gördüm",
"şöyle yapardı";
- Takrîrî hadis rivayet lafızları: "huzurunda şöyle yaptım, yaptı,
yapıldı".
- III-B-2- Hükmen Merfû`:
Herhangi bir "sahabi"nin, geçmiş
peygamberler veya gelecekte cereyan edecek olaylar ya da işlenmesi
halinde işleyene sevap veya günah kazandıracak konular gibi şahsî görüş
ve kanaata dayanması mümkün olmayan
("mahalli ictihad ve re`y olmayan")
konulara ait verdiği haberlerdir. İsrailiyyattan
nakil yapmayan bir sahabi olması önem arzeder.
- Kavlîye misal: İbni Mesud`un sihirbaz, arrâf, kâhin ve onlara gidenleri tekfir etmesi,
- Fiilîye misal: Hz. Ali`nin Kusuf Namazında ikiden fazla rükû yapması,
- Takrîrîye misal: "Resulullah
zamanında şöyle yapardık, söylerdik", "şu sünnettendir"
lafızları.
III-B-EKLER- Ayrıca "tabiundan bir râvî" senedi sahabiye
ulaştırıp şu ifadeleri kullanırsa da merfû`
hadis olur: -"yerfa`uh,
veyerfa`ul`hadîs:
hadisi ref ederek rivayet etti"; "yenmîhi: isnad
ederek"; "yebluğu bihi: sözü Resulullah`a
ulaştırarak"; "yervîhi: Resulullah`dan rivayet
ederek"; "rivâyeten, ravâhu".
- Mürsel Merfû`: Sonraki nesilden bir râvî
sözü "tabii"ye ulaştırıp üstteki ifadeleri kullanırsa.
- Muallak Merfû`:
Bütün sened hazfedilerek Resulullah'a
izafet edilen hadis.
- III-C- MEVKÛF HADİS: Sahabilerin söz fiil ve takrirlerine dair -muttasıl
veya munkatı`- haberlerdir. Sened
sahabide kalıp Resulullah'a
ulaşmaz. Sadece "sarahaten" mevkûf
olur, hükmen olmaz. Misaller: "Hz. Ali şöyle dedi", "İbni Abbas şöyle yaptı", "İbni Ömer`den mevkûf olarak
rivayet olundu ki", "hadis İbni
Abbas`a varınca mevkûftur". (Dikkat: Vakkafahû
tabiri geçen her hadis mevkûf olmayabilir.)
Hanefilerden Râzî, Serahsî
ve müteahhirûn ile birer görüşlerinde İmam
Malik ve Ahmed Bin Hanbel
mevkûf hadisi hüccet sayarlar. Bazı Hanefiler ve
İmam Şafii huccet saymaz.
- III-D- MAKTU` HADİS: Herhangi bir tabiiye izafe olunan
söz, fiil ve takrirlerdir. Etbâu`t Tabiîn de tabiî gibi kabul edilir. (İlk devirlerde
bunun için Munkatı`
terimi de kullanılmış.) Huccet değildir.
- IV- SIHHAT VEYA HÜKÜM
AÇISINDAN:
- IV-A- SAHİH
HADİS: "Adalet ve zabt sahibi ravilerin", "muttasıl senedle
rivayet ettikleri", "şâzz" ve
"muallel" olmayan hadistir. Hüccettir ve onunla amel vaciptir.
"Bu hadis sahihtir" demek, onun sıhhat şartlarını taşıdığı ve o
hadisin sahih olabileceği konusunda oldukça kuvvetli bir zanna sahip
olunduğunu gösterir. Yalnız "mütevatir
hadiste" olduğu gibi kesinkes bir kanaatten söz edilemez. Bu yüzden
çoğunluk, itikadî konuların ancak Kur`ân ve mütevatir hadis ile
sabit olacağını kabul eder. Sahih hadisin dereceleri şunlardır:
-Buhari ve Müslim'in kitaplarına aldıkları
hadisler. (Formülü: B+,M+),
-Buhari'nin yalnız başına rivayet ettiği
hadisler. (B+),
-Müslim'in yalnız başına rivayet ettiği hadisler. (M+),
-Kitaplarına almamış da olsalar Buhari ve
Müslim'in şartlarına uygun olan hadisler.(B/,M/),
-Yalnızca Buhari'nin şartlarına uygun olan
hadisler.(B/),
-Yalnızca Müslim'in şartlarına uygun olan hadisler.(M/),
-Buhari ve Müslim dışındaki hadis mütahassılarının sahih dedikleri
hadisler.(Diğerleri/).
- IV-A-1- Sahih Li Zâtihî: Mutlak olarak sahih hadis denince bu
anlaşılır.
- IV-A-2- Sahih Li Ğayrihî: Sıhhat şartlarını en üst seviyede
taşımamasına rağmen, kendisini sahih derecesine çıkaracak bir başka
rivayet ("âdıd") bulunan hadistir.
"Sahil lâ li zâtihî"
de denir.
- IV-B- HASEN
HADİS: Zabtı biraz gevşek olan ravilerin
muttasıl senedle rivayet ettikleri şâzz ve muallel olmayan hadistir. Sahihten farkı, râvîsinin zabtının mükemmel olmayışıdır. İttifakla ihticac ve amel bakımından makbuldür.
- IV-B-1- Hasen Li Zâtihî: Mutlak
olarak hasen hadis denince bu anlaşılır. Lafzı
benzer bir başka hadis ("mütabi`") ile takviye olunursa, Sahih Li Ğayrihi derecesine
yükselir.
- IV-B-2- Hasen Li Ğayrihî:
Yalancılıkla itham edilmemiş ve çok hata yapacak kadar dalgın olmayan
"ve fakat ehliyeti açıkça anlaşılamayan ("mestûr") bir râvîsi bulunan hadis" lafız veya mana yönünden başka
rivayetlerle desteklenirse bu adı alır. Kısaca: "Âdıd ile hasen mertebesine
çıkan hadistir." Zayıf hadise çok yakındır, zayıftan farkı onu
destekleyen bir veya birkaç rivayetin olmasıdır. Çoğunlukla başka
hadisleri desteklemek ("i`tibar") için kullanılır.
IV-B-EK- Hasen-Sahih: 1- Birkaç senedi olan ve
Sahihlik derecesine ulaşan hadis. 2- Bir tarikten Hasen
bir tarikten Sahih hadis.
Hasen-Garîb: Gariblik hem sened hem de
metinde olur da bir tek senedle rivayet
edilmiş olursa ve manasını takviye eden başka deliller bulununca onu
"hasen li zatihi" kabul ettiğini göstermek için Tirmîzi bu adı verir.
- IV-C- ZAYIF
HADİS: Sahih ve Hasen hadis şartlarını
taşımayan hadistir. Sahih ve Hasen hadis
şartlarından herhangi biri eksik olursa hadis zayıf demektir. Birden
fazla şart noksan olursa zayıflık daha şiddetli olur. Böylece zayıf
hadisin dereceleri de farklılık arzeder. Bu
yüzden çeşitleri hakkında 49`dan 510`a kadar
değişen rakamlar verilmiştir.
Tirmizî`ye gelinceye kadar hadisler
"sahih" ve "sakîm (zayıf)"
diye ikiye ayrılırdı. Zayıf hadisler de "metrûk"
ve "ğayr-i metrûk" olarak ikiye
ayrılıyordu. Tirmizî`den
sonra sahih ile zayıf arasına bir de "hasen"
çeşidi girdi. Böylece "Ğayri metrûk zayıf" hadisler "hasen"
terimiyle zayıflar arasından ayrılmış oldu. O halde Tirmizî`den önce yaşamış bir muhaddisin dilindeki "zayıf
hadis" teriminin "hasen
hadisleri" de içine aldığı dikkatten uzak tutulmamalıdır.
Zayıf hadisle amel konusunda üç ayrı görüş vardır. -Asla
amel olunmaz, - Mutlak olarak amel olunur, -Amellerin faziletleri
konusunda özel şartlarına bağlı olarak amel olunur. Zayıf hadisi belli
kısımlara ayırıp, belli şartlarla amel etmek görüşü orta ve doğru bir
yoldur.
Hadiste zayıflık genelde iki sebepten kaynaklanır:
- IV-C-1- Seneddeki
İnkita Sebebiyle Zayıf Hadis ve
Çeşitleri: Senedden en azından bir ravinin düşmesi demektir. Böyle bir inkita` varsa, seneddeki
bütün raviler sika olsalar bile, sırf bu
inkıta` metnin reddini gerektirir.
- IV-C-1-a- MÜRSEL HADİS: Tabiî`nin sahabiyi atlayarak Resulullah'a izafe ettiği hadistir. Muhaddis, fakîh ve usulcülerin çoğuna göre delil olmaz, ihticac yapılmaz, zayıftır. Ebu
Hânife ve İmam Malik sikanın mürselini sahih ve hüccet sayar. Bir de sahabenin
bir başka sahabiden duyduğu hadisi Resulullah`dan rivayet
etmesi vardır ki buna "sahabi mürseli" denir. "Sahabi
mürseli sahihtir" hükmünde ittifak
vardır. Senedde atlanan kişi her zaman
kolayca anlaşılmayabilir. İşin ehli olanların farkedebileceği
bu tür irsâle, "irsâl-i hafî",
böylesi hadise de "mürselü-l-hafiy" denir.
- IV-C-1-b- MUNKATI` HADİS: 1- Senedi
muttasıl olmayan hadistir. 2- Senedin herhangi bir yerinden bir râvînin veya "farklı yerlerinden" "peşpeşe olmamak şartıyla" birden fazla râvînin düştüğü hadistir. 3- Müteahhirun,
"etbâ`ut tâbiîn"in
"tabiî"yi atlayarak sahabiden
naklettiği hadise munkatı`
demiştir. 4- Senedinde müphem bir kişinin zikredildiği hadise de munkatı` diyenler
olmuştur. Munkatı`, mürsel`den daha zayıftır.
- IV-C-1-c- MU`DAL HADİS: Senedin herhangi
bir yerinden "peşpeşe" "iki
veya daha çok" râvînin düştüğü hadistir.
Merfu hadisi, sahabi
ve Resulullah`ı zikretmeyerek tabiîn`den
birinin sözüymüş gibi nakletmek de hadisi mu`dal
kılar. Mu`dal, munkatı` dan
daha zayıftır.
- IV-C-1-d- MUALLAK HADİS: Senedin baş
tarafından bir veya birkaç râvî ya da
müntehasına kadar senedin bütünüyle hazfolunduğu
hadistir. Ta`lik
aslında bir rivayet kusurudur. Sahihayn`daki 1300 küsür ta`likin Buhari`ye göre sahih oldukları kabul edilmektedir.
- IV-C-1-e- MÜDELLES HADİS: Tedlis, senede dahil bir râvînin
ismini atlayarak, orada öyle biri yokmuş izlenimini verecek şekilde
senedi söylemek demektir. (Lugatte malın
ayıbını müşteriden gizlemek demektir.) Tedlis
yapan râvîye "müdellis",
senedden düşürülen râvîye
"müdellesün anh", tedlis ile rivayet edilen hadise de "müdelles hadis" denir. Tedlis
üç çeşittir:
1- İsnad Tedlisi: Râvînin görüşmediği veya görüştüğü halde hadis
almadığı çağdaşı bir kişiden işitmiş gibi "kâle
fülân" veya "an fülân"
diyerek hadisi rivayet etmesidir. (Râvînin
görüşmediği çağdaşından yaptığı rivayete "mürsel-i
hafî" de denir.)
2- Şuyûh Tedlisi: Râvînin hocasını bilinmeyen bir isim, sıfat veya
künye ile zikretmesidir.
3- Tesviye Tedlisi: Sika râvîler
arasındaki zayıf bir râvîyi atlayarak, hep
sikadan gelmiş intibaını verecek şekilde hadisin rivayet edilmesidir.
- IV-C-2- Râvîdeki
Cerhi Gerektiren Hallere Göre Zayıf Hadis ve Çeşitleri:
"Metain-i `Aşere" denilen râvîleri tenkid
noktalarından birinin veya birkaçının râvîsinde
bulunması sebebiyle zayıf kabul edilen hadisler bu türe girer ki on
çeşittir:
- IV-C-2-a- MEVZU` HADİS: Resûlullah`ın adına yalan
uydurmak (kizb) ile cerhedilmiş
râvînin rivayetine denir. Buna "hadis
diye uydurulmuş söz" demek daha doğru olur.
- IV-C-2-b- METRÛK HADİS: Yalancılıkla
itham edilmiş ("ittihamur`ravî bilkizb",
"töhmet-i kizb") bir râvînin rivayetinde yalnız kaldığı ("teferrüd ettiği") hadistir ki "matrûh hadis" de denilir. Şöyle de tarif
edilmiştir: Hiçbir sikanın rivayetine muhalif olmaksızın kizb, kesret-i galat, fısk
ve gaflet gibi cerh noktalarından biri ile itham edilen râvînin "yalnız başına rivayet ettiği"
hadistir.
- IV-C-2-c- MÜNKER HADİS: Çeşitli tanımları
vardır: 1- Zayıf bir râvînin sika bir râvîye muhalif olarak rivayet ettiği hadistir. 2-
Sika olsun olmasın râvîsi tek kalan hadistir.
3- Sikanın hadisin tamamında teferrüdü. 4- Sikanın hadisin bir kısmında
teferrüdü. 5- Bir hadisin senedinde iki zayıf râvînin
bulunması ve başka senedinin de bulunmaması. 6- Senedinde tanınmayan
(lâ yu`raf) bir râvînin bulunduğu hadis. 7- Kesretü`l
ğalat, fartu`l ğafle ve fısk gibi tan noktalarıyla tenkid
edilmiş râvîlerin rivayetlerine de münker denilir.
- IV-C-2-d- MU`ALLEL HADİS: Görünürde sahih
olmakla beraber, bu sıhhati yok edebilecek gizli bir illet taşıyan hadisdir ki "ma`lûl" de denir. Hadisin illetini bulan muhaddise mu`allil denir.
"Mürsel veya munkatı`
hadisi mevsûl olarak", "bir hadisi
başka bir hadisin içine katarak", "mevsûl
olanı mürsel olarak", "merfû`u mevkûf
olarak", "sika yerine zayıf râvî
zikrederek" rivayet gibi cerhe sebep olan hatalara
"vehim" denilmektedir. Bu tür hatalarla rivayet edilmiş olan
hadise de muallel denir.
- IV-C-2-e- MÜDREC HADİS: Hadisten olmayan
bir sözün, hadise bitişik olarak zikredilmesine "idrac", bu durumdaki hadise de müdrec denir. Bu, Resulullah`ın sözüne herhangi bir râvînin sözünün karışması demektir. Şu durum da bir
çeşit idrac sayılmıştır: Muhalefetü`s-Sikât, yani zayıfın
sikaya, sikanın da daha sika olana muhalif rivayette bulunması. Müdrec vaki olduğu yere göre iki kısma ayrılır:
1- Müdrecü`l İsnad: Sika ravilere
muhalefetin senedin akışını bozmak suretiyle gerçekleşmiş olması. Dört
şekilde olur.
2- Hadise ait olmayan bir sözün hadisin metnine katılmış olmasıdır.
Metnin baş, orta veya sonunda olabilir.
- IV-C-2-f- MAKLÛB HADİS: Senedindeki bazı râvî isimleri ya da metnindeki bazı kelimeler
takdîm veya te`hire
uğramış hadistir. Hadisdeki takdim veya te`hîr hükmü de
etkileyecek derecede ise maklûb`un bu türüne
"ma`kus"
denmiştir. Bir râvînin rivayeti olarak meşhur
olmuş bir hadisi, hem ğarib hem de merğûb göstermek için o râvî
yerine aynı tabakadan bir başka râvî ikame
ederek yapılan rivayete de "mesruk"
denir. İki metnin senedlerini değiştirme
şeklindeki kalb`e
"kalb-i mürekkeb"
denmiştir. Sikat`ın
zikretmediği bir râvînin sened
arasında yanlışlıkla zikredilmesine "mezîd
fî muttasılı`l-esânîd"
denir.
- IV-C-2-g- MUZTARİB HADİS: Birden çok
rivayeti bulunduğu halde rivayetlerinin birini diğerine tercih edecek
sebep bulunmayan hadislerdir. Kısaca: "İki muhtelif surette
rivayet edilen hadis" diye de tarif edilir. Iztırab
daha çok isnadda, bazen de metinde olur. İsnadda olan, senedlerin mütehalif olmasından; metindeki ise yine o metin hakkıdaki rivayetlerin mütehalif
olmasından ve bunların cem` ve te`lifinin mümkün olmamasından doğar. Tercih sebebi
bulunursa ıztırab kalmaz. Tercih edilene
"mahfuz" ve "ma`ruf" mercûh`a da "şâz"
ve "münker" denir.
- IV-C-2-h- ŞÂZ HADİS: İnfirâd
ve muhalefetü`s-sikât
noktalarından tanımları yapılmıştır: 1- Sika bir râvînin
mütabiî olmaksızın tek başına (münferiden)
rivayet ettiği hadistir. 2- Sika bir râvînin
diğer sika râvîlere muhalif olarak rivayet
ettiği hadistir. 3- Sika bir râvînin daha
sika ravilere muhalif olarak rivayet ettiği
hadistir. Daha sika olan râvînin rivayetine
"mahfuz" denir. Demek ki bu tarifte şâz
ile mahfuz birbirinin zıddıdır. 4- Sika bir ravinin
diğer sika ravilere -sened
veya metinde ziyade veya noksanlıkta bulunmak suretiyle- muhalif olarak
rivayet ettiği hadistir. Bu tarifte şâz, münker hadisin bir türü ile birleşmektedir. Buradan
hareketle şâz hadise münker
ve merdûd da denilmiştir. Şu nokta unutulmamalıdır:
Hadisin şâz kabul edilmesi için infirad ve muhalefetin ikisinin birden bulunması
gerekir.
- IV-C-2-ı- MUSAHHAF HADİS: Kelimesi nokta
değişikliğine uğramış hadistir. Bu duruma da tashîf
denir. (Sitten kelimesi yerine şey`en denmesi
gibi.)
- IV-C-2-i- MUHARREF HADİS: Kelimesi hareke
değişikliğine uğramış hadistir. Bu duruma da tahrîf
denir. (Remâ ebî
yerine Remâ Übey
denmesi gibi.) (Beşîr kelimesinin Büseyr diye rivayet edilmesi hem tashîf hem tahrîftir.)
- V- TEÂRUZ
AÇISINDAN:
- V-A- MUHKEM
HADİS: Muârazadan sâlim olan makbul
hadistir. Hükmüyle amel gerekir.
- V-B- MUHTELİF
HADİS: Makbul bir hadisin muâraza ettiği
makbul hadistir.